Sakarya Haber Ajansı’ndan Şule Bayri, Sakarya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Yıldız ile konuştu. Fakülte Dekanı Prof. Dr. Mehmet Yıldız, fakültenin yapısını, eğitim modelini ve gelecek hedeflerini anlattı. Sakarya Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, 2014’te kuruldu ve 2016’dan itibaren eğitim vermeye başladı. Fakülte, geçen yıl araştırma üniversitesi unvanını alan Sakarya Üniversitesi bünyesinde, öğretim üyesi başına düşen yayın sayısında diğer fakülteler arasında ilk sırada yer alıyor.


Sekiz bölümlü bir yapı
Dekan Prof. Dr. Mehmet Yıldız, fakültenin hâlâ kuruluş aşamasında olduğunu belirterek, “Kuruluş 2014, aktifleşmesi 2016. Eğitim-öğretim faaliyetleri bakımından ise 2018 diyebiliriz” dedi.
Diş hekimliği fakültesinin pek çok bölümü ve birimi olan bir yapı olduğunu vurgulayan Yıldız, böyle bir fakültenin kurulduğu gün bütün disiplinleriyle faaliyete geçmesinin mümkün olmadığını, sürecin aşama aşama ilerlediğini söyledi.
Fakültede tipik bir diş hekimliği fakültesinde bulunan bütün bölümlerin yer aldığını aktaran Yıldız, toplam sekiz bölüm bulunduğunu ifade etti. Bu bölümler arasında Oral Diagnoz ve Radyoloji, Endodonti, Protetik Diş Tedavisi, Restoratif Diş Tedavisi, Ağız-Diş ve Çene Cerrahisi, Periodontoloji ve Pedodonti yer alıyor.

Beş yıllık eğitim, ilk 2,5 yıl temel bilimler
Fakültenin temel amacının, mezun olduğunda ortalama bir diş hekiminin yapabileceği işlemleri gerçekleştirebilecek yetkinliğe, bilgiye ve donanıma sahip bir hekim yetiştirmek olduğunu belirten Yıldız, eğitim programının beş yıldan oluştuğunu söyledi.
Programın ilk 2,5 yılı temel eğitime ayrılıyor. Bu dönemde temel tıp eğitimi ve diş hekimliğinin temel eğitimi olarak ikiye ayrılıyor. Anatomi, mikrobiyoloji ve benzeri tıp derslerinin büyük ölçüde tıp fakültesinden destek alınarak benzer bir müfredatla yürütüldüğünü anlatan Yıldız, bu dönemde öğrencilere dişi ve diş morfolojisini tanımaya ilişkin temel bilgilerin de verildiğini, ardından klinik eğitime geçildiğini dile getirdi.
Laboratuvardan kliniğe kademeli geçiş
Klinik uygulamalara geçişte öğrencinin el becerilerinin belirli bir düzeye gelmesi ve dişi üç boyutlu olarak zihninde canlandırabilmesi gerektiğini vurgulayan Yıldız, bu sürecin aşamalarını şöyle anlattı:
“Önce laboratuvar ortamında çalışıyorlar; el becerilerine hâkim olmaya çalışıyorlar. Ardından kliniğe geçmeden önce bir fantom aşaması var; simülasyon laboratuvarlarında kafalar ve çeneler üzerinde çalışıyorlar. Sonra gözlemci olarak bir dönem, 3. sınıfın ikinci dönemi çalışıyorlar. Bunun ardından, son 4. ve 5. sınıfta klinikte hastayla temas ediyorlar.”
Yıldız, birçok üniversitede öğrencinin mezun olduktan sonra hiç tanımadığı bir sektörün içine düştüğünün eleştirildiğini, ancak diş hekimliğinde durumun böyle olmadığını belirtti. 4. ve 5. sınıfta öğrencilerin sektörün bir parçası hâline geldiğini, hastayla temas kurduğunu ve birçok ayrıntılı bilimsel işlemi belli bir yetkinlikte yapabilecek düzeye ulaştığını söyledi.

“İletişim bizde çok önemlidir”
Fakültenin yalnızca dişlerin tedavi edildiği bir yer olmadığını, insanla temas edilen bir yer olduğunu vurgulayan Yıldız, öğrencilere iletişim becerileri de kazandırmaya çalıştıklarını ifade etti: “İletişim bizde çok önemlidir. Bunu bizzat yaparak, temas ederek, sorunlarla karşılaşıp çözerek yetişiyorlar.”
Yayın sıralamasında ilk sırada
Fakültenin bilimsel faaliyetlerine de değinen Yıldız, Sakarya Üniversitesi’nin geçen yıl itibarıyla araştırma üniversitesi özelliğine geçtiğini hatırlattı. Araştırma üniversitesi olmanın 30’a yakın kriteri bulunduğunu, bunlardan önemli birinin de öğretim üyesi başına düşen yayın sayısı olduğunu belirten Yıldız, “Diş Hekimliği Fakültesi, son iki senedir kişi başına düşen yayın sayısında bütün diğer fakülteler içinde ilk sırada yer alıyor. Bu bizim için çok anlamlı bir kriter ve bu yarıştan kopmadığımızı gösteriyor” dedi. Öğretim üyesi kadrosu geliştikçe bilimsel aktivitenin her gün arttığını söyledi.
Halk sağlığı ve koruyucu diş hekimliği
Fakültenin halk sağlığı alanındaki rolüne ilişkin soruya Yıldız, son sınıfta bu konuda bir ders ve dersi yürüten öğretim üyeleri bulunduğunu, onların dışarıda da bu tür faaliyetler gerçekleştirdiğini anlattı. Ancak bu faaliyetleri çeşitlendirmek istediklerini, böylece etkinliğin artacağını düşündüklerini söyledi.
“Halk sağlığı denince olayı sadece saha çalışmalarına indirmek doğru olmaz” diyen Yıldız, fakültenin zaten halkla iç içe olduğunu, polikliniklerdeki yoğun talebin bunun göstergesi olduğunu ifade etti: “Sahaya hiç inmeden bile oradaki hastalarımızla temas hâlindeyiz. Biz sadece diş hekimliğinin belli pratiklerini yapmak için burada değiliz; halk sağlığına ilişkin desteğimizi veriyoruz.”
Yeni kurulan bir fakülte olmanın bazı sıkıntıları bulunduğunu, ancak bunun bir avantajı olduğunu da belirten Yıldız, ekibin genç, idealist ve çalışkan olduğunu vurguladı: “Yaş itibarıyla da daha çok yapacak işi olan, amaçları olan ve enerjisi henüz tükenmemiş bir kadromuz var. Halk sağlığı konusunda kenarda duracak bir ekip değil; aksine fazlasıyla yardımcı olmaya çalışan bir ekibim var.”
Önümüzdeki 5-10 yılın hedefleri
Fakültenin stratejik hedeflerini de paylaşan Yıldız, kurulmakta olan bir fakülte olduklarını, ancak bu ülkede çok eski ve köklü fakültelerin bulunduğunu, onların kendileri için bir ideal oluşturduğunu söyledi. Bu ideale ulaşmak için öğretim üyesi sayısını artırmanın, fiziki imkânları geliştirmenin ve dişçi koltuğu olarak bilinen ünite sayısını çoğaltmanın önemli hedefler arasında yer aldığını belirtti. Yıldız, “Üniversite ve fakülte iddiamız olduğuna göre, bu bölgeye istediğimiz kalitede ve üst kalitede hizmet verebilmek en büyük amacımız. Çünkü bu bölge biraz özellikli bir bölge; sadece Sakarya demek değil, geniş bir nüfus potansiyeli olan bir bölge” dedi.
Rutin tedavilerin ötesi
Bazı diş hekimliği uygulamalarının Sakarya dışına gitmeyi gerektirmemesi, kent içinde çözülmesi gerektiğini belirten Yıldız, bunun adresinin de fakülte olduğunu söyledi. “Çok hasta bakmaktan öte, bazı bakılamayan ama diş hekimliği alanını ilgilendiren konulara odaklıyız” diyen Yıldız, akademik bir yaklaşımla tedavi edilmesi gereken işlemlerde fakülteyi odak hâline getirmek istediklerini ifade etti.
Yıldız, bu kapsamda bir örnek de verdi: “Fiziki ve personel imkânlarımızın müsaade ettiği ölçüde, yutularak hasta bakılması, handikaplı bireylere bakılması, tedaviyi kabul etmeyen çocuklara bakılması gibi birçok özel imkân var. Onlarla ilgili çalışmaları başlattık.” Fakülteye bu gözle baktıklarını, rutinde çok sayıda hasta bakmak yerine özellikli işlere de yöneldiklerini belirten Yıldız, “Sakarya’da bunu bulamıyorum” denilen işlere ciddi biçimde odaklandıklarını ve bunun bir kısmını çok kısa sürede başarabileceklerini söyledi.
“Dişler, yüzün vitrinidir”
Estetik ve hasta memnuniyetine ilişkin olarak Yıldız, “İnsan bilmediğinden korkar. İnsanları önce dişçi koltuğuna oturtmamız gerekiyor” dedi. Sonuç odaklı olmanın önemine dikkat çeken Yıldız, hastanın fakülteye girerken ve çıkarken mutlu bir değişim yaşamasını sağlamanın kendilerinin işi olduğunu belirtti.
Yıldız, estetiğin önemli bir konu olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “İnsanlar dişlerinde bir problem olduğunda rahatsız olur, ağızlarını kapatarak konuşurlar. Bize özgüvensiz girip bizden özgüvenle çıktıklarında, rahat rahat gülümsediklerinde amacımıza ulaşmış oluyoruz. Dişler, yüzün vitrinidir.”
Şule BAYRİ / Sakarya Haber Ajansı / Sakarya – Adapazarı